İşitme kayıplarına yaklaşım; erken tanıyı, kaybın türü ve derecesinin odyolojik değerlendirmeyle belirlenmesini ve buna uygun tedavi ile rehabilitasyonu kapsar. İşitme kayıplarına neden olan durumların çoğu uygun klinik yaklaşımla çözülebilir; kaybın türü ve derecesine göre yaşam kalitesi medikal izlem, cihazlandırma, rehabilitasyon ve davranışçı terapiler yoluyla artırılabilir.
Bu rehberde öğrenecekleriniz
- WHO verilerine göre dünyada işitme kaybının boyutu
- Doğum öncesinden erişkinliğe işitme kaybının nedenleri
- İşitme kaybının derecesi nasıl belirlenir (saf ses ortalaması)?
- İletim, sensörinöral ve mikst tip kayıpların farkları ve tedavi seçenekleri
- Hangi risk gruplarına sistematik işitme taraması yapılmalı?
- Önleme ve rehabilitasyonda neler yapılabilir?
İnsanların iletişim kurabilmesi, duygu ve düşüncelerini karşısındakine aktarabilmesi, dilsel ve bilişsel açıdan yeterli olabilmesi için belirli düzeyde işitme yeterliliğine sahip olması gerekir. İşitme yeterliliği açısından kayıp yaşayan bireylere depresyon, demans ve bozulmuş yaşam kalitesi gibi sorunlar eşlik edebilmektedir. İşitme fonksiyonu; ses dalgalarının dış kulak vasıtasıyla toplanması, orta kulağa aktarılması ve iç kulakta oluşan elektriksel potansiyelin işitme korteksine iletilmesiyle gerçekleşir. İşitme duyusu, algılama ve konuşma yetenekleriyle doğrudan ilişkili olduğundan bireyin bilişsel ve sosyal gelişimi açısından oldukça önemlidir.
Dünyada ve Türkiye'de İşitme Kaybı
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) istatistiklerine göre (7 Mart 2023) dünya üzerinde 1,5 milyardan fazla insan işitme kaybıyla yaşamaktadır. Öne çıkan veriler şöyle:
- Dünya nüfusunun %5'inden fazlası (430 milyon kişi) engellilik yaratan işitme kaybını gidermek için rehabilitasyona ihtiyaç duymaktadır (34 milyon çocuk dahil).
- 2050 yılına kadar 700 milyondan fazla kişinin, yani her 10 kişiden 1'inin engellilik yaratan işitme kaybına sahip olacağı tahmin edilmektedir.
- WHO, özellikle çocukluk çağında gerçekleşen işitme kaybının %60'ının önlenebilir nitelikte olduğuna dikkat çekmektedir (WHO, 2021).
- TÜİK'in 2016 araştırmasında 15 yaş üstü grupta işitme kaybı oranının %4,5 olduğu belirtilmiştir.
- 2020 yılında yayınlanan rapora göre, engelli sağlık raporu almak için yetkili hastanelere başvuran bireylerin %9,1'i işitme kaybı tanısı almıştır.
- WHO raporunda işitme kayıplarının dünya genelinde ciddi bir ekonomik soruna neden olduğu ve maliyetinin yaklaşık 980 milyon dolar seviyelerine kadar çıktığı belirtilmiştir; kulak ve işitme bakımı hizmetlerini dünya çapında yaygınlaştırmak için ise kişi başına yıllık 1,40 ABD dolarından daha az ek yatırıma ihtiyaç duyulmaktadır.
Bu nedenle Türkiye'de de erken tanı ve tedavi amacıyla 2000 yılından itibaren yeni doğan bebekler için işitme tarama programının uygulanmasına karar verilmiştir.
İşitme sağlığının korunması ve işitme kaybının önlenmesi; bireylerin sağlıklı bir yaşam sürmeleri ve toplum içinde etkin bir şekilde iletişim kurmaları için hayati bir rol oynar. Toplumun işitme sağlığı ve kayıplar konusunda bilgilendirilmesi ve farkındalığın artırılması için odyoloji bölümüne gereken önem verilmelidir. Odyoloji bilimi; işitme, işitmenin ölçümü ve değerlendirilmesi gibi farklı alanlarda çalışır. Bu sağlık alanının amacı, işitme kayıplarının belirlenmesi, tedavi edilmesi ve rehabilitasyonudur.
İşitme Kayıplarının Nedenleri
İşitmenin en önemli işlevi dil ve konuşma üzerindeki fonksiyonlarıdır; bireyler çevrelerindeki kişilerle etkileşime girmek için işitme fonksiyonundan yararlanır. İşitme kaybı tedavi edilmediği takdirde iletişim ve konuşmadan bilişselliğe, eğitim ve öğrenime kadar yaşamın pek çok alanını etkiler. Buna karşın işitme kayıplarına neden olan durumların çoğu uygun klinik yaklaşımla çözülebilir durumdadır.
- Doğum öncesi: Kalıtsal ya da kalıtsal olmayan genetik hastalıklar, intrauterin enfeksiyonlar (konjenital CMV ve Rubella) ve teratojen maruziyeti.
- Doğum esnasında: Asfiksi (oksijensizlik), düşük doğum ağırlığı ve intrauterin gelişim geriliği.
- Yenidoğan dönemi: Hiperbilirubinemi (sarılık).
- Çocukluk ve erişkinlik: Kulak enfeksiyonları, menenjit, otoskleroz vb. durumlar.
- Diğer yaygın nedenler: Yaşlanma (presbiakuzi), ototoksik ilaç kullanımı, yüksek sese ve gürültüye maruziyet, travmalar, buşon (kulak kiri birikimi), gecikmiş başlangıçlı veya ilerleyici genetik işitme kaybı.
İşitme Kaybının Dereceleri
İşitme kaybının derecesini belirlemek için yapılan değerlendirmede saf ses ortalaması esas alınır. WHO, işitme kaybının derecelendirilmesi için uygun frekans aralığını 500-4000 Hz olarak belirtmektedir; derecelendirme ASHA'nın 2011 verilerine göre yapılmaktadır.
İşitme kaybı orta ya da orta-ileri derecede olduğunda kayıp net bir şekilde gerçekleşmiş demektir. Bu durumda bireylerin dil ve anlama becerilerinde eksiklikler görülür; konuşmanın anlaşılabilmesi için yüksek ses seviyelerine ihtiyaç duyulabilir. Erken teşhis, işitme cihazı uygulaması ve ardından özel eğitimin başlatılması; konuşma, öğrenme ve dil problemlerinin önlenmesinde önemli bir adımdır. Bu derecede kayıp görülen bireylerde işitme cihazı kullanımı gereklidir.
İşitme Kaybının Türleri
İşitme kaybı genel olarak santral ve periferik işitme kayıpları olarak sınıflandırılır. Periferik işitme kayıpları; iletim tipi, sensörinöral ve mikst tip olarak ayrılır.
İletim Tipi İşitme Kaybı
Dış kulak yolundan iç kulağa kadar olan iletici yollardaki sorunlara bağlıdır. Dış kulak ya da orta kulak enfeksiyonları, kulak kiri birikimine bağlı buşon oluşumu, kulak zarı perforasyonları ve orta kulak kemikçik zinciri anomalileri bu tür kayıpların yaygın sebepleridir. Bu kayıplar medikal ilaç tedavisi, cerrahi müdahale veya işitme cihazı sistemlerinin kullanımıyla tedavi edilebilir.
Sensörinöral ve Santral İşitme Kaybı
Sensörinöral yani sinirsel kayıplar, iç kulağın veya işitme sinirinin hasarına bağlı gelişir. Santral işitme kaybı ise işitme yollarından subkortikal ve kortikal düzeye kadar olan işitme merkezlerindeki hasara bağlı ortaya çıkar. Odyometri testinde kişinin konuşmayı alma ve ayırt etme skorları, işitme kaybına oranla daha düşük seviyelerde gözlemlenir. Yüksek sese maruziyet, genetik altyapı veya yaşlanma bu duruma zemin hazırlayabilir. Genelde kalıcı kayıplar olsa da anatomik seviye ve hasar derecesine göre işitme cihazı sistemleri, koklear implantasyon veya beyin sapı implantasyonu yoluyla işitme fonksiyonu iyileştirilebilir.
Mikst Tip İşitme Kaybı
Her iki komponenti içeren karma kayıplardır. Hem hava yolu hem de kemik yolu işitme değerlerinin belirli bir desibelin altında olduğu ve iki değer arasındaki farkın 10 dB'den fazla olduğu durumlarda görülür. İletim tipi ve sensörinöral işitme kayıplarının bir arada olduğu bu tabloda, hem iletim yollarında hem de iç kulakta patolojinin varlığından bahsedilebilir.
Önleme ve Rehabilitasyon
Farkındalık artırma çabaları, toplum genelinde işitme sağlığına yönelik daha olumlu bir tutum oluşturabilir ve işitme kaybının önlenmesi veya yönetilmesi konusunda bireylere rehberlik edebilir. Belirtilen önlenebilir nedenlerin ortadan kaldırılması gerekmektedir. Bu çabalar; sağlık kuruluşları, özellikle odyologlar, sivil toplum kuruluşları, eğitim kurumları ve diğer paydaşlar arasındaki iş birliğiyle daha etkili hale gelebilir.
Önlenemeyen ve işitme engeli sebebiyle amplifikasyon sistemlerinden herhangi birini kullanan bireylerin ise periyodik izlemi; anlama ve algılama yeteneklerinin ve iletişim memnuniyetinin takibi gerekmektedir.
Sonuç olarak, işitme kayıplarına neden olan faktörler öngörülebilir ve önlenebilir sağlık sorunlarındandır. Bireylerin öz farkındalığını artırmak, erken tanı ve önlemede kritik öneme sahiptir. Bilişsel fonksiyonları engelleyecek düzeydeki kayıplarda ise kaybın türü ve derecesine göre tedavi mümkündür; kişinin yaşam kalitesi medikal izlem, cihazlandırma, rehabilitasyon ve davranışçı terapiler yoluyla artırılabilir.
Dünyada kaç kişi işitme kaybıyla yaşıyor?
WHO istatistiklerine göre (7 Mart 2023) dünya üzerinde 1,5 milyardan fazla insan işitme kaybıyla yaşamaktadır; 430 milyon kişi engellilik yaratan işitme kaybı için rehabilitasyona ihtiyaç duymaktadır.
İşitme kaybı önlenebilir mi?
WHO, özellikle çocukluk çağında gerçekleşen işitme kaybının %60'ının önlenebilir nitelikte olduğuna dikkat çekmektedir. İşitme kayıplarına neden olan faktörler öngörülebilir ve önlenebilir sağlık sorunlarındandır; erken tanı ve farkındalık kritik öneme sahiptir.
İşitme kaybının en yaygın nedenleri nelerdir?
Genetik hastalıklar, intrauterin enfeksiyonlar, doğum sırasındaki asfiksi, yenidoğan sarılığı, kulak enfeksiyonları, menenjit, otoskleroz, yaşlanma (presbiakuzi), ototoksik ilaç kullanımı, gürültüye maruziyet, travmalar ve buşon yaygın nedenler arasındadır.
İşitme kaybının derecesi nasıl belirlenir?
Değerlendirmede saf ses ortalaması esas alınır. WHO, derecelendirme için uygun frekans aralığını 500-4000 Hz olarak belirtmektedir; derecelendirme ASHA'nın 2011 verilerine göre yapılmaktadır.
Doğru Karar İçin Ücretsiz İşitme Testi
İşitme kaybınızın türünü ve derecesini öğrenmenin ilk adımı ücretsiz bir işitme testidir; İDİS işitme uzmanları sonuçlarınızı sizinle birlikte değerlendirir.
Randevu Al →Sensörinöral işitme kaybı tedavi edilebilir mi?
Genelde kalıcı kayıplardır; ancak anatomik seviye ve hasar derecesine göre işitme cihazı sistemleri, koklear implantasyon veya beyin sapı implantasyonu yoluyla işitme fonksiyonu iyileştirilebilir.
Türkiye'de yenidoğan işitme taraması ne zaman başladı?
Erken tanı ve tedavi amacıyla 2000 yılından itibaren yeni doğan bebekler için işitme tarama programının uygulanmasına karar verilmiştir.
Kaynaklar ve Referanslar
- World Health Organization. WHA70.13. World Health Assembly resolution on prevention of deafness and hearing loss. Seventieth World Health Assembly, Geneva, 31 May 2017, World Health Organization Kaynağa git
- World Health Organization (2017). Global costs of unaddressed hearing loss and cost-effectiveness of interventions. Geneva, Switzerland, World Health Organization
- Akyıldız, N. (1998). İşitme Fizyolojisi, Kulak Hastalıkları ve Mikro Cerrahisi. Ankara: Bilimsel Tıp Yayınevi
- Aydın, N. H. (2023). Orta Derecede Sensörinöral İşitme Kaybı Olan Bireylerin Kulak Arkası İşitme Cihazı Uygulamalarında Tercih Edilen Biopor Kalıp ve 3D Sert Kalıp Kullanımında Oluşan Kazanç Marjı. Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Gelişim Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, İstanbul
- Chadha, S., Cieza, A., Krug, E. (2018). Global hearing health: Future directions. Bulletin of the World Health Organization, 96(3), 146, Bulletin of the World Health Organization
- Clark, M. (2007). A Practical Guide to Quality Interaction with Children Who Have a Hearing Loss, Plural Publishing
- Dünya Sağlık Örgütü (2021). World Report on Hearing: Challenges Facing Ear and Hearing Care, 141, World Health Organization
- Esmer, N., Akıner, M. N., Karasağlihoğlu, A. R., Saatçi, M. R. (1995). Klinik Odyoloji, 1. Baskı. Ankara: Bilim Yayınları
- Joubert, K., Sebothoma, B., Kgare, K. S. (2017). Public awareness of audiology, hearing and hearing health in the Limpopo Province, South Africa. The South African Journal of Communication Disorders, 64(1), 1-9, The South African Journal of Communication Disorders
- Saatci, Ö., Polat, B., Çıkar, N. (2017). İşitme Kaybı ve Stigma. KBB Uygulamaları, 5(3), 63-69, KBB Uygulamaları
- Yucel Ersoy, E., Bayguzina, S., Ataş, A. (2012). Determination of the Needs of the Parents Having Children with Cochlear Implants During Transition to Pre-School Institutions. The Journal of International Advanced Otology, 8(2), 253-270, The Journal of International Advanced Otology
