duyuyorum-ama-anlayamiyorum

Duyuyorum ama Anlayamıyorum

15-10-2021

Duyuyorum Ama Anlamıyorum



İşitme kayıplı bireylerin en sık dile getirdiği şikayetlerden biri olan bu sözü, biz de işitme uzmanları olarak merkezlerimizde sık sık duyuyoruz. Özellikle sensörinöral işitme kayıplı (Ses dalgalarının işitsel yolak üzerinde beynimizde anlamlanmak üzere oluşturulacak elektrik sinyalini etkileyen yolak üzerindeki herhangi bir noktada var olan bozukluk.) Bireylerde karşılaşılan bu sorunun temel sebebi konuşmayı oluşturan seslerin frekans spektrumunun farklılığıdır. Peki bu ne demek?



Kadın ve erkekler seslerindeki en büyük farklılık incelik ve kalınlıktır. Bir cümleyi oluştururken aynı kelimeler kullanılsa da kadın sesinin perdesinin yüksek oluşu, yani daha yüksek oktavdan ses çıkartışı cümleyi daha ince duymamızı sağlar. Bunu piyano üzerindeki tuşlara benzetebiliriz.



Klasik bir piyano üzerinde 52 beyaz tuş bulunur. Do sesi veren iki tuş arasındaki tuş takımına da bir "oktav" ismi verilir. Klasik piyanolar 7,5 oktavlık bir kapasiteye sahiptir. Bir şarkının notalarını biliyorsak bunu istediğimiz oktavdan çalmaya başlayabiliriz. Evet şarkı aynıdır ama bir farklılık vardır. Şarkı biraz daha ince ya da biraz daha kalın gibidir. Genellikle erkek ve kadın sesi gibi. Oluşturulan cümle değişmese de ses farklıdır.





Peki, işitme kayıplı bireylerin sıklıkla ince seslerde problem yaşamasının sebebi nedir?



Bunun için öncelikle bir odyogramdaki değerlerin ne anlama geldiğini bilmemiz gerekir.

Odyogram üzerinde frekans arttıkça ses incelir. Boyalı alana ise “Konuşma Muzu”denir. Bu bir kelimeyi oluşturan harflerin aşağı yukarı bulunduğu frekans ve şiddet aralığını gösterir.



Genel olarak merkezlerimizde ağırladığımız işitme kayıplı bireylerin yüksek frekans sesleri duymakta zorlandığını görüyoruz. Bu durum doğal sebeplere bağlı olabileceği gibi (yaşlılık, genetik vb.) dış etkenlere de bağlı olabilir (gürültüye maruz kalma, ağır ilaç kullanımı vs.). Bu durumda bireylerin konuşmayı anlama ipuçlarını yakalayamadıklarını görürüz. Evet, ortamda bir ses vardır. Dönüp baktığımızda birinin konuştuğunu da görürüz fakat ağzımızdan şu cümle çıkar: “Duyuyorum ama anlamıyorum.”

Sesi anlamlandırmak için ince seslerin varlığına da ihtiyacımız vardır. Çünkü konuşma birçok sesin birleşmesinden yani kompleks seslerden oluşur.





İşitme kaybı yaşadığımız frekanslar değişkenlik gösterebilir ve yaşadığımız kaybın derecesi konuşmayı algılamamızı farklı derecelerde etkileyebilir.

 

 

Yapılan bir araştırma ortalama 55dB kaybı olan bireylerin canlı konuşma seslerinin %86’sını, televizyon gibi bir hoparlörden çıkan kayıttan konuşma seslerinin ise sadece %76’sını anladığını göstermiştir (1). Bu da hafif sayılacak bir kaybın bile günlük yaşamı ne kadar etkileyebileceği hakkında bir fikir veriyor.



Çoğunlukla göz ardı edilen işitme kaybının psikolojik sebeplerinden biri de işitme kayıplı bireylerin alışık olduğu kelimeleri, yakaladığı sesleri kullanarak tahmin etmesidir.

Örneğin: “Selim” isimli bir kişi olduğumuzu hayal edelim. “S” harfi daha önce bahsettiğimiz konuşma muzunda yüksek frekans bölgesinde bulunur. İsmimizle seslenen birinin bize seslendiğini, duymakta zorlandığımız “S” harfi ile duyduğumuz “elim” kelimesini kendi ismimize uydurup tahmin ederek anlarız.




Tahmin edip anlamak, gerçekten duyup anlamak gibi değildir. Efor gerektirir.

 

The Ease of Langue Understanding(ELU) kavramı, bir konuşma sesinin uzun süreli bellekte bir şeyle eşleşmesi durumunda konuşmayı anlamanın otomatik olarak gerçekleşeceğini belirtir(2). Yukarıdaki “Selim” örneğinde olduğu gibi daha önce duyup anlamlandırıp sürekli kullandığımız işitsel bilgiler, yeteri kadar uyaran olmasa da birazcık çaba ile anlaşılabilir. Bu çaba işitme kayıplı bireylerin alışık olmadığı kelimelerle karşılaşması durumunda artar. Artan çaba zihinsel yorgunluğa sebep olur. Bu da düşük yaşam kalitesini, mesleki ve akademik performansı etkiler.


Yaşam kalitesini etkileyen en sık görülen 5 hastalıktan biri olan işitme kaybı (3), işitme cihazı kullanımını gerektirir. Birincil amaç gürültüde konuşmayı anlamayı iyileştirmektir.

İşitme kaybı yeterince zor bir durum yaratmışken ek olarak gürültü, dinleme eforunu önemli derecede arttırır. Aynı zamanda konuşma hızının artmasının da konuşmayı anlamayı etkilediği başka bir araştırmada görülmüştür (5). Ortam gürültülü olduğunda bu durum daha da zorlaşır. İşitme cihazları gürültüyü azaltıp konuşmayı anlamayı arttırarak dinleme eforunu azaltır, böylelikle uzun süreli bellekle eşleşmeyi kolaylaştırır. Yapılan bir araştırma işitme cihazının oluşturduğu 3dB’lik sinyal gürültü oranının bile konuşmayı anlamayı 200 milisaniye hızlandırdığını ve anlaşılan kelime sayısını arttırdığını göstermiştir (2). Başka bir araştırmada ise ortalama 65dB işitme kaybı olan bireylerin işitme cihazı kullanımı ile konuşmayı anlama skorlarında %20 artış gösterdiği gözlenmiştir (3).



Konuşmayı anlama; işitme kaybına, yaşa ve işitme cihazının ayarına bağlıdır. İşitme kaybı arttıkça konuşmayı anlama da büyük ölçüde düşer. Bunun sebeplerinden biri işitme eşiğinin yükselmesi veya işitilmeyen seslerin ve onların oluşturduğu kelimelerin beyinde anlamını yitirmeye başlaması olabilir.

***İşitme kaybı psikolojik olarak negatif etkileri olmasının yanında bilişsel olarak da bireyi kötü etkiler. Son yapılan araştırmalara göre işitme kaybı ile demans   arasında bir ilişki de bulunmuştur.***



İşitme kaybı ve cihaz kullanımının sosyal, mesleki ve akademik başarıyı büyük ölçüde etkilemesi bireylerin yaşam kalitesinde büyük bir rol oynar. Özellikle akademik başarı için en önemli risk faktörü olan işitme kaybı, çocuklar için dikkat edilmesi gereken önemli bir konudur. Örneğin Amerika’da her 1000 çocuktan 3’ü işitme kayıplıdır ve yapılan bir araştırmada bu çocukların %35’inin sınıf tekrarına kaldığı, %13’ünün ise özel bir eğitim alma ihtiyacı olduğu ve başka bir çalışmada ise tek taraflı sensörinöral işitme kayıplı olan çocuklardan %24’ünün derslerinde başarısız olduğu görülmüştür. Tek taraflı işitme kayıplı çocukların normale göre 10 kat daha fazla sınıf tekrarlama riski vardır. Çalışmalarla kanıtlanan bu başarısızlığın, konuşmayı anlama ve yön tayini ile ilişkisi olduğu tahmin edilmiştir (4).



6, tek taraflı, 56dB-120dB aralığında işitme kaybı bulunan çocuk ile, işitme cihazlarının etkisi üzerine yapılan bir çalışmada gürültünün hangi kulak tarafından geldiğinin konuşmayı anlama skorlarını büyük ölçüde etkilediği görülmüştür.

3 durum ve 3 senaryo test edilmiştir (Konuşmayı Anlama Yüzdeleri):



Gürültü-Konuşma İyi Kulağa

Gürültü Kötü-Konuşma İyi Kulağa

Gürültü-Konuşma Her Yönden

Cihazsız

%21

%74

%68

CROS

%55

%50

%57

FM

%75

%81

%80

 

Aslında burada dikkat edilmesi gereken şey, doğru cihaz kullanımının konuşmayı anlama konusunda ne kadar etkili olduğudur. Aynı işitme kaybına sahip iki insana bile işitme cihazı önerirken dikkat etmemiz gereken çok fazla değişken var. İşitme kaybı, anamnez, günlük yaşam senaryolarınız, sizin istekleriniz, bizim önerilerimiz… Önemli olan tüm bunlar arasındaki dengeyi kurup işitme cihazından maksimum verimi almaktır. İşitme uzmanları olarak sadece kulağınızı değil, hayatınızı etkiliyoruz. Unutmayın “İyi duymak, iyi yaşamaktır”


Musa Kutlay Tunç

 

 

 

Kaynakça:

1-Speech recognition in individuals with sensorineural hearing loss

2-The relationship between speech recognition, behavioural listening effort, and subjective ratings

3-Speech recognition with hearing aids for 10 standard audiograms

4-Speech Recognition Ability of Children with Unilateral Sensorineural Hearing Loss as a Function of Amplification, Speech Stimuli and Listening Condition

5-Effects of Various Extents of High-Frequency Hearing Loss on Speech Recognition and Gap Detection at Low Frequencies in Patients with Sensorineural Hearing Loss

 

isitme-cihazimizi-surekli-kullanmak-gerekir-mi

18-06-2020

İşitme cihazını kullanmaya yeni başladığımız zamanlarda hepimizin aklındaki ilk soru ‘işitme cihazını kullanabilecek miyim?’ olur.
yardimci-dinleme-sistemleri

01-06-2021

ConnectClip sayesinde işitme cihazınızı kablosuz stereo kulaklık gibi kullanabilirsiniz. ConnectClip`i işitme cihazlarınız ile eşleştirerek, ellerinizi kullanamayacağız durumlarda bile telefon görüşmelerinizi doğrudan işitme cihazınızla yapabilirsiniz.
brainhearing

18-09-2020

Oticon bu yaklaşımı Brain Hearing olarak isimlendirmekte ve bu durumu bir “felsefe” ve “bakış açısı” olarak konumlandırmaktadır. Brain Hearing felsefesini, 4 ayaklı bir masaya benzetebiliriz